- 28 Eyl 2021 - 18:42

Erzurum'lu Seyyid Abdulgafur Hoca Efendi Hayatı ve Muhteşem Dua Videosu

Abdulgafur HAS Hoca Efendi 1936 yılında Erzurum’un Çat İlçesi Şeyh Hasan köyünde dünyaya geldi.

Büyütmek için resme tıklayın

Erzurum'lu Seyyid Abdulgafur Efendi ve Hayatı ( 1936-2007)

Abdulgafur HAS Hoca Efendi 1936 yılında Erzurum’un Çat İlçesi Şeyh Hasan köyünde dünyaya geldi.

Soyu silsile tahireden olup, 35.dedesi Hz. Hüseyin (r.a.) Efendimizidir. Anne ve Babası tarafından Seyyid olan zat; dedesi Seyyid Molla Resul Efendi (1835–1950), Babası Seyyid Ahmet Efendi ve Annesi Seyyide Hazime Hanımdır,

O dönemde Babaderesi, Ağaköy, Hacı Yusuf Bey gibi köylerde medreseler çok iyi faaliyette idiler. Bu medreseler bölge bölge ayrı olarak bir yerden idare ediliyordu.

Hoca Efendi okurken Babası Efe Hazretleri talebesi olan Hafız Ahmet Aslan Hoca Efendiye; Abdulgafur‘a ders ver talimatı verdi.

Birkaç gün ders verdikten sonra Hafız Ahmet Efendi Efe Hazretlerine giderek;

Hocam ben Abdulgafur’a ders veremiyorum.” demiş.

Neden sorusuna:

Beraber okuduğumuz dersleri bir sonraki gün bütün metinleriyle beraber ezberliyor. Ben karsısında etkisiz kalıyorum.

Diğer talebelerden büyük bir farklılık gösteriyor. Ancak siz ona ders verebilirsiniz.

Hem talebeler hem de dışarıdan ders dinlemeye gelen yakınlar geldikleri zaman O küçük çocuk sana ders mi veriyor diye tepkilerini alıyorum.

Bunda ilahi bir zekâ var hocam benim fikrimi sorarsanız, müsaade edin de talebeleri O okutsun.

O zaman Efe hazretleri dedi ki:

Hacı Yusuf Bey köyündeki talebelerin derslerini Abdulgafur versin.

Ve o günden sonra o medresedeki talebelerin derslerini Hoca Efendi vermiştir.

Çok zor şartlarda, çetin günlerde okuyordular. Yol ve ulaşım çok zordu, elektriğin olmadığı evlerde su da yoktu. Fiske fitili dediğimiz lambalarla çok zor şartlarda okuyordular.

O dönemlerde evlerde kurulan sofralar için, ekmek tahtası vardı.

Akşamları bu tahta odanın ortasına konur, etrafına okunacak kitaplar getirilir, tahtanın ortasındaki lambanın aydınlığında da saatlerce konuşmadan mütalaa yapardılar.

Her ev bir talebeye bakıyor, onun yemesi içmesi gibi sorumluluğu üstleniyordu. O günün medreselerini ders verilen günlere göre tayin edilen evler oluşturuyordu. Perşembe günlerini tatil günlerini oluşturuyordu.

Bakın Abdulgafur Hoca Efendi o günleri nasıl anlatıyor:

Peygamberi olmayan sahabe hayatı gibi yaşıyorduk.

Gelecekten kaygımız, yarınlardan endişemiz yoktu, sessiz bir gemi misali yolumuza devam ediyorduk.

Yasaklı günlerdi o günler. Rahle-i tedrisad yasaktı.

Çevre köylerin o zamanki ileri gelenleri, devlet de sözü geçen komşularımız, bize destek veriyorlardı.
O günün şatları ile tahsil görüyorduk.

Ve bu şartlardan dolayı, Ağaköy ve diğer köylerde bulunan her medresenin, köyün girişinde bekleyen bir nöbetçisi olurdu. Köylere yabancı birileri geldiği zaman işaret ederlerdi.

Bunun üzerine kitapları saklardık ve talebeler köye dağılırdı. Ta ki o yabancı köyden çıkana kadar”. Hatta talebelerden birkaçı hapis hayatını da yaşamışlardı.

O dönemdeki beraber okuduğumuz Hoca Efendiler,

  • Hafız Ahmet Aslan Hoca Efendi
  • Mihrali Kara Hoca Efendi (Yavili)
  • Muhammed Yıldız Hoca Efendi (Güzelova imamı Yavili)
  • Halis Emek Hoca Efendi (Çat eski müftüsü-Yavili)
  • Molla Şehabettin Garili ( Bingöl)
  • Molla Abdurrahman Sarıgül(Çat Kızılca köyü)
  • Molla Atullah Polat (Babadere Köyü)
  • Molla Muhammed Sofioğlu(Köseler)
  • Molla Necmettin Halis
  • Molla Abdüsselam Kaçuş (Bingöl)
  • Molla Selahattin Kaan (Babadere Köyü)
  • Şeyh Abdullah Yıldız (Babadere Köyü)
  • Molla Halit Budakoğlu( Budaklar Köyü)
  • Halit Çiçek (Babadere Köyü)
  • Molla Mahmut Sarıgül (Kızılca Köyü)
  • Molla Hasan Sarıgül (Kızılca Köyü)
  • Molla Hüseyin Sarıgül (Kızılca Köyü)
  • Molla Muhammed Güneş (Aşkale-Haydarhacı köyü)
  • Mahmut Dursun Hoca(Çat-Gökçeşeyh Köyü)
  • Molla Adem Güzel( Ağrı)
  • Molla Şevket Hoca(Bingöl-Yedisu)
  • Molla Said Arpacık (Bingöl, Sevkar Köyü )
  • Molla Hamza (Babadere Köyü)
  • Yasin Aras(Çat-Başköy)
  • Ali Rıza Atlı (Çat Cibo köyü )
  • Molla Cafer Aktaş(Çat –Ağaköy)
  • Molla Şaban Aktaş(Çat –Ağaköy)
  • Molla Şerafettin Isın (Bingöl)
  • Molla Arif Isın(Bingöl)
  • Selahaddin Yaşar Hoca Efendi( Çat-Yusufbey Köyü)
  • Hafız Naim Güney (Aşkale, Erzurum )
  • Molla Cafer( Çat-venedik köyü)
  • Hafız Mustafa Yüce( Erzurum)
  • Molla Haki Bingöl( Tekman –Kırıkhan Köyü)
  • Molla Halit ( Hınıs- Konya – Karaman )
  • Molla Zülküf Ermiş (Bingöl Aktaş Köyü)
  • Molla İsmail Akar Bingöl (Sevkar Köyü)
  • Molla Abdülbaki Telegün (Bingöl)
  • Molla Zeki Yaşar (Çat)
  • Molla Muhammed Binici( Tekman)
  • Molla Abdülbaki Yüce (Çat)

Abdulgafur Hoca Efendinin ağabeyi Seyyid Zeki Efendi,

Kardeşleri;

  1. Seyyid Abdülcelil Efendi,
  2. Seyyid Cevat Efendi,
  3. Seyyid Mazhar Efendi,
  4. Seyyid Sait Efendi,

Seyyid Muhammed Efendi, bu hoca efendilerle beraber isimlerini yazamadığımız yüzden fazla icazet alan müderrislik makamında çevre illerle beraber yüzlerce talebe yetişmiştir.

Bingöl, Elazığ, Diyarbakır, Konya, Tercan, Kiğı, Tekman’da da o dönem medreseleri devam etmiştir.

Sonra tekrar Babaderesi köyüne çağrıldığında 18 yaşındaydı ve artık babasından icazet almıştı.

1961’de Çat’a bağlı Taşağıl köyüne imamlık için gönderilmişti.

Bu köyde de hem imamlık hem de müderrislik görevini yüklenerek dört noktada medrese açtı. Çevre köyler ve diğer illerden çok sayıda talebeleri oldu. 16 yıl boyunca ilim ışığını yaymak, insan yetiştirmek ve topluma kazandırmak için büyük bir çaba harcadı.

Tekrar uzun ince bir yolun başlangıcı sanki onu bekliyordu.

1976 yılına kadar imamlık, müderrislik yaparak çok sayıda âlim yetiştirdi.

Taşağıl köyündeki görevi bitince 1976’da Erzurum merkeze bağlı Güzelova köyüne imam olarak gitmek hâsıl oldu.

Güzelova (tufanç)’da 16 yıl boyunca irşad ve ilim ışığını yaymaya devam etti.

Ve tam bir yıl sonra 1977 de babası Seyyid Ahmet Efendi Darül-finadan Darül-bekaya irtihal etmişti.1985’de
Erzurum’a gelerek aynı yıl “Babadereli Ahmet Efendi Kültür ve Eğitim Vakfı”nı kurdu. Okuma, okutma, sosyal yardımlaşma ağırlıklı olarak hizmet veren vakıf hizmete halen devam etmektedir.

Erzurum da kaldığı süre içerisinde babası Seyyid Ahmet Efendi adına Abdurrahman gazi mahallesinde bir camii (Babadereli Ahmet Efendi camii) yaptırdı. Daha sonra dedesi Seyyid Molla Resul Hoca Efendi adına Çat ilçesi Şeyh Hasan köyünde cami yaptırdı.

Dedesinin de meftun olduğu köyde türbe ve külliyesini yaptırdı. Daha sonra Erzurum Yenişehir semtine bağlı Mehmet Akif Ersoy mahallesinde yukarıda bahsettiğimiz vakıf binasını inşa ettirdi.

İlimde bir derya olduğunu çevresindekiler daha küçük yaşlardayken fark etmişlerdi. Arapça; Fıkıh, Tefsir, Hadis, Nahiv, Sarf, Mantık, Usul, Tasavvuf, Tarih ve bu il imleri destekler mahiyette diğer eserlerden dersler vererek çok sayıda talebe yetiştirmiştir.

Ayrıca Arapça dili başta olmak üzere Osmanlıca, Farsça ve Türkçeyi iyi düzeyde gramer ölçülerinde kullanmaktaydı. Maddi manevi sıkıntıda olan tanıdığı tanımadığı insanların yüzüne bakarak sorunlarını çözerdi.

Sorunu olan herkesin sorununu giderene kadar rahat etmezdi, asla ilgisiz kalmazdı. Abdulgafur Hoca Efendinin ilmiyle sehaveti birleştirmesi de dillere destandı.

Bir gün en küçük kardeşi Seyyid Muhammed Efendiyi kitap almak için Erzurum’a göndermişlerdi. Kütüphane de kitabı araştırırken Solakzade Sadık Efendi ve Osman Bektaş Hoca’da orda bulunmaktaydılar.

Küçük bir çocuğun tefsir kitabını incelediğini gördüklerinde onun yanına giderler ve bu kitabı ne yapacağını sorarlar. Bunun üzerine Seyyid Muhammed Efendi Hocam bana bu kitabı okutacak.

Orada bulunan Solakzade Sadık Efendi şaşırır ve bu kitabı sen nasıl okursun der. İsterseniz okuyabilirim diye cevap verir. Osman Bektaş Hoca kitabın bir bölümünü rastgele açar hadi bakalım oku der.

Açılan o sayfayı hatasız bir şekilde okur ve bitirir. Hayretler içerisinde kalan Sadık Efendi ve Osman Bektaş Hoca bir süre sessiz kalırlar. Daha sonra Solakzade Hoca Efendi: “Maşallah maşallah sen talebeyken bu durumdasın seni okutan hoca nasıldır kim bilir” der ve hemen sorar:

Kimdir senin hocan?

Bunun üzerine cevap verir:

Ben Babadereli Ahmet Efendi’nin oğluyum, hocam da ağabeyim Abdulgafur Hoca Efendidir.

Solakzade Hoca Efendi : 

Tamam şimdi oldu, hiç şaşırmadım “der.

Nasihatlerinden bazıları şöyleydi:

  • Kalbinden dünya düşüncelerini çıkar, çünkü yakında dünyadan alınacak ahrete götürüleceksin.
  • Dünyada rahat bir hayat arama.
  • Gerçek hayat ahret hayatıdır.
  • Kişiler hakkında iyi zanlı ol.
  • Müslümanlar hakkında iyi zan sahibi ol.
  • Onlar hakkında niyetini düzelt ve hayır işi yapmaya koş.
  • Bilmediğin hususlarda ahreti düşün, âlimlere sor.
  • Dua hakkında: Sakın ben istiyorum fakat Allah-ü Teala vermiyor, bende bundan sonra istemeyeceğim deme, duaya devam et.
  • Eğer istediğin şey ezelde senin için takdir edilmişse Allah-ü Teala istedikten sonra onu sana gönderir.

Ahiret işleri hakkında:

  • Ahreti sermayen dünyayı da bu sermayenin kazancı yap.
  • Zamanını önce ahreti elde etmen için sarf et.
  • Kaza namazını kılmaya fırsat bulamayan yorgunluktan ölü gibi yatar, gündüzü de faydasız olur.
  • Kardeşinin sana yaptığı nasihati kabul et.
  • Ona muhalefet etme, o senin kendinde görmediğini görür.

Bunun için (s.a.v.) Efendimiz: “Mümin müminin aynasıdır” buyurmuştur.

Mümin din kardeşine yapmış olduğu nasihatlerinde samimidir.

Onun görmediği şeyleri bildirir. Ona iyilikler arasındaki farkı gösterir.

Acele etme hakkında:

  • Acele etme acele eden ya hata yapar ya da hatalı duruma yakın olur.
  • Ağır ve temkinli olmak o işte isabet kaydeder.
  • Ağır ve temkinli hareket etmek Allah-ü Teala’dan dır .

Allah rızası için yapılmayan işler:

Senin dinin güzel, güzel ve tatlı, yüzün ise kötülüklerden kurtulmuş gibi gülüyor.

Ya kalbinin hali nasıl, cemaat içinde iyi görünüyorsun.

Ya yalnız kaldığın zaman yanında kimse yokken nasılsın.

Göründüğün gibi değilsin.

Sen namaz kıldığın, oruç tuttuğun, hayır işleri yaptığın zaman eğer bunları Allah-ü Teala’nın rızası için yapıyorsan yaptığın işlerin, söylediğin sözlerin için tövbe et.

Hayatı boyunca Seyyid Ahmet Efendi’nin bir vasiyeti vardı.

O vasiyet:

Türkiye’ye 1530 yılında gelen dedelerinden beri edegelen bir vasiyetti.

Bu vasiyet:

IV. Halife döneminde İslam ahlakını tebliğ etmek için Asya ve Afrika’nın pek çok bölgelerine giden müslümanlar olmuştur.

Bu tebliğ yolculukları bilhassa Hz. Ömer, Hz. Osman zamanında iyice yoğunlaşmıştır.

Kuran ahlakını tüm insanlara anlatmak için yola çıkanların arasında pek çok seyyidler de olmuştur. Bu seyyidler çoğunlukla gittikleri yerlerden geri dönmemişler.

Dört halife döneminden sonra başa gelen Emeviler’in baskıları ve katı tutumları nedeniyle bizlerde göç edip buralara geldik.

O zamandan bu güne vasiyetimizdir:

Devlet işlerine karışmamak, okumak, okutmak, din âlimi yetiştirmek, imamlık, hatiplik ve medreseler açmaktır.

Bizim Osmanlıya vefa borcumuz vardır diye derdi.

Osmanlıya kabulümüz Nakib-ül Eşraf Seyyid Ali Natta ve Seyyid Zeynel Abidin tasdiki ile Yıldırım Bayezıt Han mühür ve tasdikleriyle şecere-i dayyibe tasdik edilerek hizmetlerde bulunmuşlardır.

Yaşadığı hayatı boyunca her gün Peygamber Efendimizin âline, Ehli Beyt’e, ashabına, tüm üstatlarına, büyüklerine, dünyadaki Allah dostlarına isimlerini zikrederek, dostlarına, yakın tarihte yitirdiği dostlarına, sevdiklerine her gün devr okur, ruhlarına hediye eylerdi.

Sünnete ittibası:

Üstat Bediüzman sünnet-i seniyenin her bir nev’ine tamamen bil fiil ittiba etmek, ehass-ı havassa dahi ancak müyesser olur. buyuruyor.

(Lem’alar-S.57)

Abdulgafur Efendi buna mazhar olmuş büyüklerimizdendi.

Sünneti seniyeyi bütün hayatına nakşetmiş adeta bütünleşmiş bir zattı.

Bu dünyadan ahrete irtihal etmeden bir ay önce talebelerine ders vermekteydi.

21 Ocak 2007 Pazar günü yatsı namazının vitr-i vacibini kılarken hakka yürüdü.

Vefatı büyük bir üzüntüyle karşılandı.

Cenaze namazını kılmak üzere görülmemiş bir kalabalık toplandı.

Cenaze namazını kardeşi Seyyid Muhammed Hoca Efendi kıldırdı.

O kadar insan toplanmıştı ki araçlar şehre giremiyordu. Ancak akşama doğru defnedilebildi. İnsanlar büyük kalabalıklar halinde ziyaretine geldiler.

Bu ziyaret aylarca devam etti.

Cenab-ı Allah bizleri  Şefaatlerine nail eylesin.

Abdulgafur Efendi Hz ve gelmiş geçmiş evliyalar embiyalar Ümmet'i Muhammed'in ölmüşlerimizin ruhu için El Fatih'a ...

28 Eyl 2021 - 18:42 - İslam

# ERZURUM'LU TAŞKESENLİ ŞEYH ŞAHABETTİN EFENDİ KİMDİR ? İLE İLİŞKİLİ:
# ERZURUM'LU SEYYİD ABDULGAFUR HOCA EFENDİ HAYATI VE MUHTEŞEM DUA VİDEOSU İLE İLİŞKİLİ:
# ERZURUM'LU EVLİYALAR! EVLİYALAR ŞEHRİ ERZURUM İLE İLİŞKİLİ:

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Erzurum Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Erzurum Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Erzurum Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Erzurum Haber değil haberi geçen ajanstır.