DiKKAT ! Her 2,8 saniyede 1 kişi hayatını kaybediyor !

Enfeksiyon ve organ yetmezliği ile çok önemli bir sağlık sorunu olan sepsis, hastaneye yatışlar arasında en ölümcül durumlardan biri olarak bilinmektedir.

+2
Haber albümü için resme tıklayın

Sepsis Nedir?

Sepsis, vücudun bir enfeksiyona karşı verdiği tepkinin neden olduğu, bazı vakalarda potansiyel olarak yaşamı tehdit eden bir duruma verilen isimdir.

Bağışıklık sistemi normalde vücutta görülen bir enfeksiyonla savaşmak için kan dolaşım sistemine çeşitli kimyasal maddeleri salar. Sepsis, vücudun bu kimyasal maddelere karşı tepkisi dengesiz olduğunda ve birden fazla organ sistemine zarar verebilecek değişiklikler tetiklendiğinde ortaya çıkar.

Devam eden sepsis daha ağırlaşarak septik şoka ilerlerse, bireyin tansiyonu, yani kan basıncı önemli ölçüde düşer. Bu da bireyin ölümüne yol açabilir.

Enfeksiyon ve organ yetmezliği ile çok önemli bir sağlık sorunu olan sepsis, hastaneye yatışlar arasında en ölümcül durumlardan biri olarak bilinmektedir.

Her yaş grubunda ortaya çıkabilen bu hastalık nedeniyle dünyada her yıl 11 milyon kişinin hayatını kaybettiğini belirten Yoğun Bakım Uzmanı

Prof. Dr. Sibel Temur;

Dünyada her yıl 47-50 milyon kişi sepsis gelişmektedir ve Ortalama 2,8 saniyede 1 kişi sepsisten ölüyor. Hayatta kalanların yaklaşık yüzde 50'si yaşam boyu süren fiziksel veya psikolojik bir rahatsızlık geliştiriyor.

Yoğun Bakım Uzmanı Prof. Dr. Sibel Temur, kan yoluyla tüm vücuda yayılan organ yetmezliği geliştiren sepsisin, enfeksiyon odağı tedavi edilmediğinde sadece bağışıklığı zayıf kişilerde değil, aynı zamanda sağlıklı insanlarda . tedavi edilmez ise septik şoka da neden olabileceğine dikkat çekti.

FARKINDALIĞIN YETERLİ OLMAMASI TANI KONMASINI ZORLAŞTIRIYOR

Sepsisin tanı ve tedavisinin de oldukça zor bir sorun olduğunun ve hastalığın görülme sıklığının da her yıl yüzde 9 oranında artış gösterdiğine işaret eden Yoğun Bakım Uzmanı Prof. Dr. Sibel Temür, konuyla ilgili şu bilgileri verdi:

"Sepsis, herhangi bir enfeksiyona karşı konağın oluşturduğu anormal ve aşırı immün yanıta bağlı oluşan hayatı tehdit edici organ fonksiyon bozukluğudur. Enfeksiyon ve organ yetmezliğinin birlikteliğidir. Vücutta odak olarak başlayan bir enfeksiyon tedavi edilmediğinde ilerleyerek kan sistemi ile yayılarak tüm vücudu içine alan bulgular ile çeşitli organ sistemlerinde hasarlanma ve organ yetmezliği tablosu oluşturabilir. Dolayısıyla her enfeksiyonunun sepsise dönme riski bulunur."

FARKINDALIĞIN YETERLİ OLAMAMASI TANIYI ZORLAŞTIRIR

Sepsis tanı ve tedavisinin çok zor bir sorun olduğuna ve hastalığın görülme sıklığının her yıl yüzde 9 arttığına işaret eden Yoğun Bakım Uzmanı Prof. Dr. Sibel Temur konuyla ilgili şu bilgileri verdi:

Sepsis bir yaşamdır. herhangi bir enfeksiyona karşı konağın anormal ve aşırı bağışıklık tepkisi sonucu oluşan tehdit edici organ fonksiyon bozukluğudur. Enfeksiyon ve organ yetmezliğinin birleşimidir.

Yayılabilir ve çeşitli organ sistemlerine zarar verebilir ve tüm vücudu tutan bulgularla organ yetmezliğine neden olabilir. Bu nedenle her enfeksiyonun sepsise dönüşme riski vardır.

BULGULAR DEĞİŞEBİLİR

Hastalığın tanısının klinik ve laboratuvar bulgularıyla konulabildiğini söyleyen Prof. Dr. Temür, sözlerine şöyle devam etti: "Sepsiste organ yetmezliği ve enfeksiyon bir arada olduğu için bulgular da değişebilir. Bazı durumlarda enfeksiyon, bazen de organ yetmezliğine ait bulgular ön plana geçebilir.

Bu nedenle enfeksiyonun ön planda olduğu vakalarda organ yetmezliği olup olmadığı da değerlendirilmelidir. Sepsiste klinik ve laboratuvar bulgular ile tanı konmaktadır. Enfeksiyona ait klinik bulgular; konuşmada bozukluk, bilinç bulanıklığı, ateş, titreme, kas ağrısı, idrar yapamama, şiddetli solunum sıkıntısı, ölüm hissi, ciltte beneklenme ve solukluk şeklinde sistemik bulgular olabildiği gibi enfeksiyon odak noktasına ait bulgular daha ön planda olabilmektedir.

Septik şok tablosunda hastanın tansiyonunun çok düştüğü nabzının düzensizleştiği dolaşımın bozularak doku oksijenlenmesinin de hipoksi düzeyine indiğini görüyoruz."

SEPSİS ACİL TEDAVİ GEREKTİRİR

Prof. Dr. Sibel Temür, hastalığın tedavisinin aciliyet gerektirdiğine işaret ederek, ilk saat içinde yapılacak erken ve etkin müdahaleyle sepsise bağlı hastane ölüm oranının yüzde 60´tan yüzde 20´lere indiğini söyledi.

Sepsise neden olan patojenin bakteriyel, viral, mantar, paraziter veya bilinmeyen bir enfeksiyon olabildiğini ve tedavide de spesifik patojene yönelik antibiyoterapinin çok önemli olduğunun altını çizen Prof. Dr. Temür, "Hastanın hem klinik hem laboratuvar değerlendirmesi hızla yapılır iken gerekli sıvı ve antibiyoterapisinin başlanması önceliklidir. Hastanın kan kültürüne göre geniş spektrum başlanan antibiyotik birkaç gün içinde daraltılarak sadece tespit edilebilen patojen mikroba spesifik antibiyotiğe değiştirilir" ifadelerini kullandı.

ETKİN ANTİBİYOTERAPİ OLMADAN SEPSİSTE YAŞAM KAYBI KAÇINILMAZ

Tüm dünya için son derece önemli bir sorun olan antibiyotik direnci konusunun sepsis tedavisi için de oldukça önem taşıdığına dikkat çeken Prof. Dr. Temür, "Basit viral üst solunum yolu hastalıklarında antiviral etkisi hiç olmayan antibakteriyel geniş spektrum antibiyotiklerin bilinçsiz kullanımı vücutta direnç gelişimine neden oluyor. Sadece gereksiz kullanım değil aynı zamanda antibiyotiklerin düzgün zaman aralıklarında ve etkin sürede kullanılmaması da antibiyotik direncinin oluşmasına neden olabiliyor. Bu durumda, sepsis gelişmesi halinde verilen antibiyotikler bu gelişen direnç nedeni ile etkisiz kalıyor ve ne yazık ki tedavi için hasta mikroplara karşı savunmasız duruma düşebiliyor" diye konuştu.

BİREYSEL VE TOPLUMSAL ÖNLEMLER GEREKİYOR

Sepsisin tüm dünyada olduğu gibi Türkiye açısından da son derece önemli bir sağlık sorunu olduğunun ve önlemek için de toplumsal farkındalığın artması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Temür, alınması gereken önlemlerle ilgili şu bilgileri verdi: "Öncelikle bireysel hijyen sağlanmalı ve özellikle yaşadığımız dönem itibariyle daha da önem kazanan el yıkama alışkanlığı geliştirilmeli.

Çocuklarımızda bu kültür oluşturulmalı. Bunun dışında bir diğer önemli nokta, antibiyotiklerin gereksiz kullanılmaması ve antibiyotik direnci gelişmesinin önlenmesi. Antibiyotikler gerekli durumlarda ve sadece hekim kontrolünde reçete edildiği şekilde kullanılmalı. Enfeksiyon önleme ve kontrol programlarının oluşturulması ve toplumsal farkındalığın artırılması da genel anlamda yapılması gerekenler arasında yer alıyor.

10 Eyl 2021 - 12:13 - Sağlık


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Erzurum Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Erzurum Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Erzurum Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Erzurum Haber değil haberi geçen ajanstır.




Anket Korona aşısı sizce zorunlu olmalı mı?