Burun estetiği sonrası ilk 1 haftaya dikkat!

Op.Dr. Arda Katırcıoğlu, burun estetiğinde iyileşme dönemine dikkat edilmesi konusunda uyarılarda bulundu.

Estetik, Plastik ve Rekonstruktif Cerrahi Uzmanı Op.Dr. Arda Katırcıoğlu, “Öncelikle Türk insanının genetik ve fiziksel özelliklerine bakmamızda fayda var. Bizim genlerimiz Orta Asya’dan ve oryantal ırk adı verilen Ortadoğu ve birazda Balkanlardan karışmış halde. Bu toplumların yapısını incelediğimizde genelde esmer tenli, kalın derisi olan, yüz ve kemik hatları daha kalın insanlardan oluşuyor. Hal böyle olunca burun gibi kendini çok gösteren, yüzün ortasında bulunan bir organda meydana gelen deformiteler daha fazla kendini belli ediyor. Bu konuda şanssız bir yapımız var, kendimizi Kuzey Avrupa ırkıyla kıyaslarsak onların burun yapılarının bayağı bir gerisindeyiz. Tabii onların da bizden şanssız tarafları var, çok açık tenli oldukları için çabuk yaşlanıyorlar. Bir de burun içi eğriliği meselesi var. Burnun orta bölmesi yani septumda meydana gelen deviasyon, eğilmeler burnun şeklini de bozabiliyor, böylelikle nefes alma sorunu çeken hastaların bir kısmının estetiğe de ihtiyaç duyuyor.” dedi.

“Abartılı ve doğal olmayan bir estetik başarılı değildir”

Hastanın arzu ettiği şeklin mevcut durumuyla uyumlu olması gerektiğini ifade eden Op.Dr. Katırcıoğlu, “Abartılı ve doğal olmayan bir estetik bence başarılı bir estetik değildir. Bu yüzden ameliyatlarımda doğallığı ön planda tutmayı tercih ediyorum. Bu bir ameliyat, insan eliyle yapılıyor ve hata olabiliyor, ikincisi kontrol edemediğimiz durumlar var. En önemlisi iyileşme faktörü; hastadan hastaya değişebilen bir durum, bazen her şey mükemmel, ameliyat sonunda gördüğünüz sonuç harika olmasına rağmen iyileşme döneminde bazı asimetriler olabiliyor. Yine derinin kalınlığı meselesi var. Derinin çok kalın olduğu durumlarda ne kadar iyi bir ameliyat yapsak da bu durum kendini gösteremeyebiliyor, deri daha az oranda küçülebiliyor. Bir de bunun aksi durumu söz konusu, yani derinin çok ince olduğu vak’alar. Bu hastalarda da hatalı bir durum olmamasına rağmen deri inceliğinden hata varmış gibi gözükebiliyor. Yine her hastayı kendi içinde değerlendirmek gerekiyor, her hastaya farklı burun planlaması yapıp farklı teknikler kullanmak gerekiyor. Yaptığınız standart bir ameliyat tüm hastalar için uyumlu olmayabiliyor. Hastanın arzu ettiği şekil mevcut durumuyla uyumlu olması gerekiyor, abartılı ve doğal olmayan bir estetik bence başarılı bir estetik değildir. Bu yüzden ameliyatlarımda doğallığı ön planda tutmayı tercih ediyorum.” diye konuştu.

Ameliyat sonrasında hastanın hastanede kalmasına gerek olmadığını kaydeden Dr. Katırcıoğlu, “Sabah yapılan bir ameliyatta akşamüstü hastaneden çıkılabiliyor. Burun estetiği ameliyatında hastaların en çok korktukları durum ağrıdır. Halbuki bu ameliyattan sonra kesinlikle ağrı, sızı olmamaktadır. Zaten ameliyat olan hastalar bu duruma şaşırıp, ağrı olmadıklarını beyan ederler. Bu ameliyatın zorluğu 1 hafta kadar süren, göz kapaklarında, alın bileşkesinde, yanaklarda ve dudaklarda şişlikler olmasıdır. Bu şişliklerin kabası sonraki haftada düzelse de aslında 1 ayda burun kendi kıvamını bulabiliyor. Bu sürede ise burunda çok fazla sayılabilecek sertlikler oluşuyor, bu sertlikler bazen burunda fazlalık kalmış ya da eğrilik varmış gibi gösterebiliyor. Genelde 3 ayda bu durum çözülse de, burun ameliyatının nihai sonucu 1 senede ortaya çıkıyor. Hastalar yine ameliyattan sonra burunlarında küçük, plastik bir alçıyla geziyorlar, burun içi açık olsa da bu bir haftada rahat nefes alınamıyor, ameliyatın oluşturduğu zorluklardan biriside nefes almada zorlanma. Ameliyatın kendisi, şişlik, kanama, kabuk, pıhtı rahat nefes alıp vermeye engel olabiliyor. Bu durumu asgariye indirmek için tamponsuz burun estetiği yöntemini tercih ediyorum. Bu teknikte burun içi boydan boya dikişlerle tespit ediliyor, bu sayede tampon konulmasına gerek kalmıyor. Elbette, dünyadaki bütün cerrahların karşılaştığı bir durumda ameliyat sonrası istenmeyen durumlarla karşılaşmak. Hatta ne kadar çok ameliyat yaparsanız karşınıza çok daha nadir görülebilen durumlar da çıkabiliyor. Önemli olan hastanın bunu anlayabilmesi, zaten düzeltilebilecek durumlar tekrar ameliyatla düzeltilebiliyor. Sadece bu durum için sabırlı olmak gerekiyor, revizyon burun ameliyatı için 1 sene beklemek gerekir. Bu zamana kadar hem sonuç netleşecek, hem de dokular yumuşayacaktır. Önemli olan hastanın ve cerrahın mutluluğu. Yaptığımız işten her iki tarafın da tatmin edici sonuç beklemesi normal. Erkek hastalar, kimse anlamasın, burnum çok kalkık olmasın şeklinde taleplerini belirtirken, bayan hastalar ise özellikle daha havalı ve belirgin projeksiyonu olan burunları tercih etmekte.” ifadelerine kullandı.

Burun estetiğinde bundan 20 yıl önce alınan sonuçların hepsinin birbirine benzediğini belirten Op.Dr. Katırcıoğlu, şunları söyledi:

“Hastaların ameliyat geçirdikleri belli olabiliyordu. Günümüzde kullanılan ameliyat teknikleri tamamen doğal, ameliyat geçirdiği belli olmayan, kişiye özgü tasarımlarla yapılmaktadır. Özellikle erkekler bu konuda doğallıktan yanayken, bayanların büyük bir kısmı güzellikten ve havalı bir buruna sahip olmaktan yana. Erkek hastalar, kimse anlamasın, burnum çok kalkık olmasın şeklinde taleplerini belirtirken, bayan hastalar ise özellikle daha havalı ve belirgin projeksiyonu olan burunları tercih etmekte. Durum böyle olunca, ameliyat öncesinde hastayla nasıl bir burun arzuladığını ve elde edilebilecek sonuçları çok iyi tartışmak gerekiyor. Burada yardımımıza üç boyutlu bilgisayar simulasyonu programları koşuyor. Bu programlar sayesinde, en azından hastaları daha iyi anlayabilmek mümkün oluyor. Tabii burada elde edilecek görüntünün, gerçek görüntüyle birebir aynı olmayacağını akılda tutmak şart.”

27 Aralık 2018 Erzurum/ Yakutiye- Sağlık


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Erzurum Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Erzurum Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket Sizce Türkiye'nin gelişimi ve güçlenmesi için en çok hangi alanda çalışma/yatırım yapılması gerekiyor?