Ozanlarımızı Tanıyor musunuz?

Her alanda güçlü bir geçmişe sahip Erzurum, ozanlarıyla oldukça iyi yapıya sahip. İşte büyük üstatlarımız;

+1
Haber albümü için resme tıklayın

NARMANLI SÜMMANİ

1860-1915. Narman’ın Samikale köyünde doğdu. Asıl adı Hüseyin’dir. Babası ahlaki olarak eğitmiş olsa da Âşık Sümmani, okuma yazma öğrenememiş ve bir eğitim almamıştır. Rüyasında gördüğü 3 derviş aracılığıyla bade içerek âşık oldu. Yaklaşık 11 yaşında Erzurum’a giderek âşıklar çevresine girdi. Küçük yaşlarda âşıklık geleneğini öğrenmeye başladı. Daha sonra Erzurum’a giderek âşıklar çevresine girdi. Hodlu Şamili gibi birçok âşıktan etkilenmesine rağmen, Sümmani’nin asıl ustası Erbabi oldu.

Narmanlı Sümmani, sevdiği Gülperi’yi bulmak için yıllarca dolaştı. Ancak kavuşmalarının olanaksızlığını anlayınca köyüne döndü. Gülperiyi bulmak için yazdığı ve içersinde koşmalarının da olduğu Sümmani ile Gülperi hikâyesiyle ünlüdür. Sümmani, sonraki yıllarda uzun zamandır birbirlerinin aşıklıklarına ilişkin şeyler duyduktan sonra ancak o dönemde özel bir izinle, Rusya’nın işgali altında bulunan Kars’a gidip Çıldırlı Şenlik’le karşılaştı. Günler süren karşılıklı türkü söylemeden sonra birbirlerini etkilediler ve çok iyi arkadaş oldular.

Özellikle Doğu Anadolu’da yaygın olan ve Sümmani tarafından söylendiği için de »Sümmani Ağzı« Âşık Sümmani, saz ve söz ustalığı sayesinde çok tanınan bir aşık olmuş, birçok çırak yetiştirmiştir. Yaşlanan Sümmani sadece kahvelerde çalıp söylemeye başlar. Gülperi’de Sümmani’den haber alamadığı için üzgündür. Sümmani, Samikale Köyü’nde 5 Şubat 1915 ‘de vefat eder ve aynı gün Gülperi’de vefat etmiştir.

ÂŞIK REYHANİ

1932 yılında Hasankale'nin Alvar köyünde doğdu. Asıl adı Yaşar Yılmaz'dır. İran'dan göçen babası önce Kars'a daha sonra Erzurum'a yerleşti. Âşık Reyhani'nin çocukluğu köyünde geçti. Zaman zaman komşu köylere gitme olanağı bulduysa da daha başka yerlere gidemedi. Okuma yazmayı okula gitmeden öğrendi. Sonraki yıllarda ise dışarıdan sınava girerek diploma aldı. Aşık Reyhani köye gelen aşıklardan etkilenerek, aşıklardan ve kitaplardan birçok halk hikayesi öğrenmiş, 14 yaşlarında şiirler söylemeye başlamış ve 18 yaşından sonra aşıklığa başlamıştır.

Reyhani genç yaşlarda bir kız kaçırmış ancak birkaç ay sonra evliliğinde geçimsizlik başlayınca eşinin ailesi kızlarını alarak başka biriyle evlendirmiştir. Bu durumdan sonra “Dertli” mahlasını kullanan Âşık Reyhani’ye kısa bir süre sonra Bayburtlu Hicrani tarafından “Reyhani” mahlası verilir. Âşık Reyhani ilk şiirini Aşağı Tahirhoca köyünde 18 yaşındayken söylemiştir. Aşık Huzuri Baba, Efkari, Nihani, Cevlani ve Gülistan Çobanoğlu gibi aşıklardan usul ve gelenek öğrenmiştir.

Bardızlı Nihani, Kağızmanlı Cemal Hoca, Bayburtlu Hicrani gibi önemli ozanlarla aynı meclislerde bulunmuş, karşılaşmalar yapmıştır. Gezgin ozanlardan olmuş, köy köy, şehir gezmiş aynı zamanda hikayelerde düzenlemiştir. Birçok ülkede türkü söylemiş, katıldığı birçok yarışmada birincilik çoğunlukta olmak üzere ödüller almıştır.

Âşık Nuri Çırağı ile birlikte 1976 yılında Erzurum’da âşıklar kahvesini açmıştır. 1980 yılında kurduğu Doğulu Halk Ozanları Kültür Derneği’nin ise 1989 yılına kadar başkanlığını yapmıştır. Âşık Reyhani, 1992 yılında Michigan Üniversitesi(ABD)’nde katıldığı konferansta “Fahri Öğretmen” lik unvanını almıştır. 1996 yılında Bursa’ya yerleşen Aşık Reyhani, 2006 yılında, 74 yaşında Bursa’da hayatını kaybetmiştir.

ÂŞIK NURİ ÇIRAĞI

1948 yılında Erzurum’un Şenkaya ilçesinin Gaziler (Bardız) beldesinin Kaynak köyünde doğmuştur. Asıl ismi Nuri Cihan Karataş’tır. Babası Muhammet Hamit’tir. Bir babanın bir çocuğudur. doğum yaptıktan sonra hastalığa yakalanan annesini genç yaşta kaybeder.

İlkokuldan 1960-1961 eğitim öğretim sezonunda mezun olur. Mezun olduğu yıl Erzurum Yavuz Sultan Selim Öğretmen Okulunu kazanır. Annesi yanından ayırmak istemediği için okula kaydolamaz. Okula gitmese de yöresindeki âşıklardan da etkilenerek Âşıklık geleneğine merak salar. Aynı köyde yaşadığı hocası Mevlüt İhsani ona ilk sazını almış ve ilk hocası da Mevlüt İhsanı olmuştur. Ustası İhsani’den aldığı dersler sayesinde saz çalmayı ve şiir söylemeyi de öğrenir. Âşık Mevlüt İhsani’nin yanında uzun süre çıraklık yapar. Bu sayede yöresindeki diğer ozanlarla da dostluk ve arkadaşlık kurmayı da başarmıştır.

1976 yılında Âşık Reyhani ile Kars’ın kahve kültüründen de etkilenerek Erzurum’da “Âşıklar Kahvesi”’ni açar ve bu kültürün gelişmesine hizmet ederler. Reyhani ile olan birliktelik 1978 yılına kadar devam eder. Bu kahve 1993 yılına kadar kültüre hizmet eder. Daha sonra benzer bir merkezi 1993 yılından itibaren Gebze’de, ertesi yıl ise İstanbul’da Gülhane Parkı'nda Âşıklar Kahvesi adıyla bir mekân oluşturdu. Bu dönemde birçok aşığın İstanbul’a yönelmesini sağladı. Ayrıca Doğu Anadolu’da Türkiye ve Türkiye dışında birçok ülkede çeşitli şenlik, yarışma ve kültürel etkinliğe katıldı. Birçok etkinlik ve yarışmadan aldığı 100 kadar ödülü bulunan Nuri Çırağı, TV5 televizyon kanalında program hazırlayıp sunmuştur.

ÂŞIK EROL ERGANİ

1954 yılında Şenkaya’nın, Bardız köyünde doğdu. Asıl adı Erol Aydın’dır. İlkokulu ve ortaokulu köyünde okudu. Âşıklık geleneği ve şiirle küçük yaşlarda ilgilenmeye başladı. Yaklaşık 13 yaşında bağlama çalmayı öğrendi ve şiir yazmaya başladı. Âşık Merami’nin yardımıyla da bilgisini pekiştirdi.

Mahlasını Âşık Mustafa Nihani vermiştir. Âşık makamlarını bilen Ergani, halk hikâyesi de anlatmaktadır. Türkiye ve Türkiye dışında birçok yerde yarışma ve şenliklere katıldı. Bu yarışmalarda değişik dereceler alan Erol Ergani’nin şiirleri çeşitli gazete, dergi ve araştırmalarda yayınlandı. Ayrıca bugüne dek 15 kadar albüm hazırladı.

MEVLÜT İHSANİ

Şenkaya’nın Çermik köyünde doğdu. Asıl adı Mevlüt Şafak’tır. Resmi kayıtlarda doğum tarihi olarak 1933 geçmesine karşın, Mevlüt İhsani, gerçek doğumunun 1928 olduğunu belirtmektedir. Mevlüt İhsani, ilkokul 3. sınıfa gittiği dönemde arkadaşlarıyla oynarken bulduğu bir kapsülün patlaması nedeniyle gözlerini yitirdi ve sol elinin 3 parmağı yaralandı. Gözleri görmemesine karşın köydeki bir marangozun yanında çıraklık yaptı. 13 yaşında ise köy imamının yardımıyla Kuran öğrenmeye başladı. Bu dönemde komşusunun kızına âşık oldu.

Küçüklüğünden beri, köyüne gelip giden âşıklardan etkilenip şiire ilgi duydu. Özellikle Bardızlı Nihani, Narmanlı Musa, Âşık Yusuf gibi âşıklar bunların önde gelenleridir. Gördüğü bir rüyada sonra, doğaçlama türküler söylemeye başladı. Annesinin teşvik etmesiyle bağlama öğrenen Mevlüt İhsani’ye, bu konuda özellikle Alişan Usta adlı aşığın çok yardımı oldu.

25 yaşlarında ise rüyasında Alvarlı Mehmet Lütfi Efendiyi gördü. Bunun üzerine Erzurum’a giderek Lütfi Efendiyle görüştü. İhsani mahlası da Lütfi Efendi tarafından verildi. 1966 yılından beri Konya Aşıklar Bayramına katılan Aşık Mevlüt İhsani, döneminin ünlü aşıklarıyla karşılaşmalar yaptı. Gelenekler çerçevesinde de birçok aşık yetiştirdi. Birçok yarışma ve şenlikte çeşitli ödüller alan Aşık Mevlüt İhsani, Türkiye dışında da bazı şenliklere katıldı.

1974 yılında Kars Çimento Fabrikasında başladığı santraldeki görevinden 1981 yılında malulen emekli oldu. Önce Erzurum’a, sonra da İzmit'e yerleşti. Mevlüt İhsani İzmit'te öldü ve orada toprağa verildi.

İHSAN YAVUZER

1960 yılında Oltu’nun Aşağıçamlı köyünde doğdu. Asıl adı İhsan Yavuz'dur. İlkokulu köyünde okudu. Âşıklık geleneğine ve türkülere ilgisi küçük yaşlarda başladı. Köylerine gelip giden âşıklar aracılığıyla ilk bilgileri edindi. Daha sonra âşıklığa ve bağlama çalmaya ilişkin temel bilgileri, âşık havaları ve hikaye geleneğini Mevlüt İhsani’den öğrendi .

Eserleri birçok yerde aktarılan ve çeşitli şenlik ve yarışmalara katılan Yavuzer bugüne dek yaklaşık 25 albüm hazırladı.

RAHİM SAĞLAM

“1961 yılında Aşkale’nin Dereköy köyünde doğdu. İlköğrenimi köyünde tamamladı.

Küçük yaşlardan itibaren âşıklık geleneğini, halk şiirini ve bağlama çalmayı öğrenmeye, yaklaşık 16 yaşlarında şiir yazmaya başladı. Bir süre Aşık Mihmani, bir süre de Aşık Reyhani’ye çıraklık ederek bilgisini pekiştirdi.

Değişik bölgelerde yarışma şenliklere katılan Rahim Sağlam, şiirlerinde bazen adını, bazen de Rahimi mahlasını kullanmaktadır.

Rahim Sağlam bugüne dek 25 kadar albüm hazırladı. Ayrıca Batılı araştırmacıların hazırladığı albümlerde türküleri yer aldı.

BARDIZLI NİHANİ

1885-1967. Sarıkamış’ın (sonradan Şenkaya’ya bağlanan) Göreşken köyünde doğdu. Asıl adı Mustafa Gedik’tir. Göreşken köyü, sonradan bucak olan Bardız’a bağlı olduğundan Bardızlı Nihani olarak da bilinir. 13-14 yaşlarında bade içerek âşık oldu. Rüyasına giren 3 pir, Afganistan’da yaşayan Mihriban adlı bir kızı tanıttı. Kendi anlatımıyla, birden pirler yok oldular.

Aşık Nihani, Yıllarca Doğu Anadolu'da gezdi. İllerinin 1877 de Ruslar tarafından işgal edilmesi üzerine çok ızdıraplar çekti. Sonunda, Kazım Karabekir Paşa komutasındaki III. Ordu'nun zaferiyle 29 Eylül 1920'de Sarıkamış 30 Ekim 1920'de Kars Rus işgalinden kurtuldu. Gurbet hayatından kurtulmak isteyen Nihani, maşukası Emirhan kızı Mihriban'a kavuşamayacağını anlayınca Göreşken köyüne döndü. Kendisinden üç yaş küçük olan, Mahmut Ağa ile Atife Bacı'dan doğan Perişan Hanım'la evlendi. Kullandığı mahlası da arayıp bulamadığı sevgilisinden, yok olma, sır olma anlamındaki “nihan” sözcüğünden gelmedir. Böylelikle Âşık Nihani o günden sonra türkü söylemeye başladı.

Nihani’deki değişme ve duygu halini gören köyün ileri gelenleri, onun hak aşığı olup olmadığına karar veremeyince, Nihani’nin şiirlerinden örnekler yollayarak dönemin ünlü aşığı Narmanlı Sümmani’ye danıştılar. Aşık Sümmani, Aşık Nihani’nin köyüne gelerek Nihani’nin gerçek bir aşık olduğunu bildirdi. Zaten sonraki yıllarda da Sümmani, Nihani’ye ilişkin, “Sesimizi duyuracak âşık” olarak söz eder.

Halkevlerinin kuruluşunun onuncu yıldönümünde Ankara'ya çağrılan Nihani bu davete uymuş ve 1944 baharında Ankara'ya trenle gitmiştir. Halkevinde Sazı ile şiirlerini okuyan Nihani; Aşık Huzuri, İzhari, Sedai, İzni, İrşadi ile karşılaşmalar yapmıştır. 1967 yılında İstanbul'da ölmüş ve Karacaahmet Mezarlığa defnedilmiştir.


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Erzurum Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Erzurum Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket Sizce Türkiye'nin gelişimi ve güçlenmesi için en çok hangi alanda çalışma/yatırım yapılması gerekiyor?