İşte Erzurum'da kelime telaffuzu

Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma diline ‘ağız’ denir. Erzurum’un da kendine has bir ağzı vardır. Bu ağızda kullanılan bazı kelimeler şunlardır;

aba: abla

abacı: terzi

ağa: ağabeyi

aggabugga:

anbağahan: işte bu

anorli: onurlu, gururlu

avel: boş insan

ayınoyun: düzensiz

aşnafişna: oynaşmak

ağıl: yazın hayvanların koyulduğu yer

ahan: işte şu

ander: münasebetsiz

aşgar: kir

aşma: kayısı kurusu

avlu: evin giriş salonu

eyvan: boş oda

bahdavar: hakaret

bayahıt: az evvel

bıdılanmak: kendi kendine söylenmek

bir oki: iyi ki

bunculah: bu kadarcık

böğürme: bağırmak

baca: dam

baci: bacı

bardan : büyük çuval

bedimli: meteliksiz

bedra: kova

beg: bey, beyim

berf: kar

bıldır: geçen yıl

bibi: hala

bişi: yağda kızartılmış hamur, pişi

boğuzli: obur

cağ: şiş

cakkıl: zincirli iki ucuna kova takılan uzun çubuk

camış: erkek manda

ceferlih: odunluk

celep: besi hayvanlarının sürüsü

cığız: mızıkçı

cığızlanmak: mızıkcılık etmek hakkına razı olmamak

cılfa: pulluk

cırbağa: cılız, çelimsiz

cıstik: erkek ayakkabısı

cingen: çingene

culuh: hindi

cücük: civciv

Cellobello

Cıbıl: çıplak

cılh: sulu

cırbağa: kurbağa

cırboğa: küçük çocuklara hitap şekli

cırnah: tırnak

cıvıh: sulu

çakçavi: damların üzerine yapılan çerçeveli camekan

çangıl: zil

çarşut: casus

çenebit: camdan ekmek kabı

çerçi: gezgin satıcı

çermik: kaplıca

sımışga: çekirdek

dadah: bebek yemeği

day durmah: bebeğin yürümeye ilk başladığı zamanlar ayakta durma çabası

dıbız: kel

dıllo: hakaret

dımbılti: gürültü

dırlamak: boş konuşmak

dırçik atmah: hareketlenmek

diya: işte orda

dızdığın dızdığı: uzaktan akraba

damci: damla

dastar: hamurun üstüne örtülen örtü

densiz: uygunsuz

devamsız: işe yaramaz

dığa: hakaret olarak çocuk

dıldılık: ince elbise

dıreş: uzun boylu

dızınan: iri kıyım, iri yapılı

dibek: öğütme aracı

dizlik: külot

duz: tuz

düllük : çocuk düdüğü

dürüm: açık ekmekle yapılan sandviç

egiş: tandırdan eşya veya ekmek çıkarmak için kullanılan çengelli araç

emi: amca

enek: sapanın toprağı yaran kısmı

enik: köpek yavrusu

er: erkek, koca

er gişi: erkek kişi

esgetek: kadın

eze: teyze

fenikmek: telaşlanmak, acele etmek

fırfırik: topaç

gada: ağabeyi, ağa

gah: elma kurusu

galah: tezek yığını

galo: hayvanları ahıra bağlayan eğik ağaç

gandırıg: çifti boyunduruğa bağlayan ağaç

gelberi: tandırdan külü çeken uzun saplı faraş

geven: deve dikeni

gındıllik: çember, tekerlek

gobçe : düğme

gollik: kısa boylu, boyu kısa olan

gottoz: dik kafalı

görüm: görümce, kocanın kız kardeşi

gucur: kısa boylu

gudik: köpek yavrusu

gullep: kapı demiri

guma: ikinci eş

gurna: kurna

guzzik: kambur

güleş: güler yüzlü

hagos: tarla sulama arkı

halhal: bilezik

hamayıl: boyuna asılan muskalı gümüş kap

haşıl: ana maddesi öğütülmüş buğday, yağ ve süt olan özel yemek

hedik: haşlanmış buğday

hemecik: bebek oyuncağı

hepenk: kepenk

hesir: otlardan yapılmış sergi

hetircek: tandırın üzerine konan demir

hıbar: duvar dizmede büyük taşlar arasıra konan küçük taş

hıngel: haşlanmış yufka ile yapılan hamur işi yemek, mantı

hınısi: toprak yayık

hırhız: hırsız

hış: köpeklerin boynuna takılan demir

hızan: fakir, görgüsüz

hızmeker: erkek hizmetçi

him: temel

hodah: hayvanlara bakan çocuk

kollaçelik: çelik çomak oyunu

horum: elle yapılmış ot ambalajı

hoyrat: sevimsiz kötü

hozan: sürülmemiş nadasa bırakılmış tarla

höllük: bebeğin altına konan killi toprak

hudik: Tedirgin, tereddütlü

igit: yiğit

istikan: bardak

işlik: alt kazağı

kafter: sevimsiz ihtiyar

kaloş: mes üzerine giyilen yarım ayakkabı

ganayahli: kadın, yavaş

garagura: kabus

kartol: patates

gavurga: kavrulmuş buğday

gavut: kavrulmuş buğday unu

kazıl: yünden yapılmış kalın iplik

kelep: kolye, inci

keltoş: kel

keyvani: ev hanımı

gırbaç: hayvanları sürmeye yarayan sopa

kiral: kiler

kivra: kirve

kizir: köy adını ağız yapabilen kişi

kollaç: kadın ayakkabısı

kor: bakıpta görmeyen, kör

korzevel: kara sapanın ucuna takılan sopa

kotan: tarla sürme aleti

köynek: gömlek, işlik

kurik: yeni doğmuş tay

kurun: hayvanların su içtiği uzun kap

külek: kova, su kabı

külfet: ev halkı

külve: tandırın hava deliği

kürsü: tandırın üzerine konan masa

leçek: tülbent, başörtüsü

leğen: yıkanmaya yarayan kab

leppik: taş oyununda kullanılan yassı taş

lobiya: yeşil fasulye

loğ: toprak damları düzeltmeye yarayan yuvarlak taş

mablağ: çay kaşığı

mahat: sedir, kanepe

mahrama: mendil

malıh: kağnı kayışının ucuna takılan odun parçası

maraba: tarım işçisi

matıf: suratsız adam

mazanni: kötü huylu, şüpheli adam

mazi: kağnının tekerlerini birbirine bağlayan odun

medek: dişi manda

merek: ot ve saman konulan depo

mılıhci: yüze gülen karıştırıcı

mırıh: yarık dudak

mıh: iri çivi

mozik: buzağının büyüğü, bir yaşında buzağı

müsürlük: ahırda hayvanların yem yediği tahta oluk

nahır: sığır sürüsü

oklavi: hamur açmaya yarayan ağaç çubuk

omo: dalkavuk

ortahçi: hayvan ve aleti olan tarım işçisi

pantol: pantolon

part: ot yığını, otuz bağlık araba

paşa: bayan, hanımefendi

paşvani: bekçi

peg: sadece duvarları olan yıkık bina

peke: ahırdaki oturma yeri, seki

peşkir: havlu

peşkun: yer sofrası

pingel: yumurtalık, tavuğun yumurtladığı yer

pin: kümes

pohcah: ahırda hayvan dışkısının biriktiği yer

poşa: çingene kadın

puşe: peçe

rapata: hamuru tandıra yapıştırmaya yarayan araç

sagıldah: koyunların kuyruğu altında birikmiş dışkı

saggavel : ahır süpürgesi

sako: erkek pardesüsü

salahana: başıboş

sambağı: boyunduruk sopasını öküzün boynuna bağlayan yünden yapılmış iplik

samı: boyunduruk sopası

seki: mutfak ve ahırda merdivenle çıkılan bölüm

sele: sepet

serpuş: tencere veya sahan kapağı

sılıh: ıslık, düdük

sınıhçi: kırıkçı

sikke: atları çayıra çakıldığında zincir veya ayak bağı

sini: büyük bakır tepsi

sitil: küçük barkaç

soğumsuz: sabırsız

şağıldahli: pis adam

şergada: akla gelmeyen işler yapan

şoş: Şose, stabilize veya asfalt yol

şurt: tandır kenarı

tağar: içine ateş konularak kürsü altına konan toprak kap

takatuka: kesme şekeri kırmak için kullanılan kütüklü kutu

tandır: toprağa gömülen ve içinde ekmek pişirilen fırın

tandırbaşi: tandırın çevresi

tanko: sosyetik

tapan: tarlayı sürdükten sonra düzeltmek için kullanılan çalıdan yapılmış alet

tar: tavukların üzerinde durduğu araç

teheze: arızalı, tehlikeli

tejgere: hayvanların dışkısını taşımaya yarayan alet

tekir: tekerlek

tekne: içerisinde hamur yoğrulan ağaç kap

telis: ketenden örülmüş tahıl taşımaya yarayan torba

terek: raf, mutfak rafı

termaş: şanslı

teşi: yünden iplik yapmaya yarayan alet

teşt: leğen, yıkanma kabı

tokaç: çamaşır yıkamada kullanılan ağaç tokmak

tuhs: kuluçka dönemini yaşayan tavuk

tuluh: tulum

urup: tahıl ölçme birimi

uşah: çocuk

vola: ulan, lan yerine geçer

yalah: hayvanların yiyecek yediği içi oyulmuş kap

yavşan: seyrek biten ot

yazma: kadın baş örtüsü

yegin: aceleci

zam: hayvanların ahıra bağlandığı eğik ağaç

zanka: atla çekilen kızak

zenne: kadın

zığva: dadaş şalvarı

zırza: kapıya kilit vurmak için kullanılan demir parçası

zıbın: entari

23 Mart 2018 Erzurum/ Yakutiye- Yaşam


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Erzurum Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Erzurum Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket Sizce Türkiye'nin gelişimi ve güçlenmesi için en çok hangi alanda çalışma/yatırım yapılması gerekiyor?